Cum

10

Damat Havlusu

10 Eki 2008, 15:57 | sevinc | henüz yorum yok

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

10

Kokulu Yastık

10 Eki 2008, 15:53 | sevinc | henüz yorum yok


Kokulu yastık
Malzemeler: Yemeni, Kenar oyası, Lavanta
Yapılışı:Yemenilerden istediğiniz boyutta yastıklar yapıp içlerini lavanta ile doldurun.Odalarınıza hoş bir koku yayılacaktır

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

10

İlginç Güzellik Önerileri

10 Eki 2008, 15:06 | sevinc | henüz yorum yok


Bu cümleyi birçok kez duymuşsunuzdur: “Evet biliyorum biraz garip gelecek ama…” Ardından gelen şaşırtıcı öneri, neye ihtiyacınız olursa olsun, mutlaka işe yarıyordur.
Dilerseniz buna kulaktan kulağa güzellik diyelim, ilk duyduğunuzda garip gelse de bu önerilerin hepsinin mutlaka bir mantığı var. Biz de bu önerilerin bir kısmını toplayıp denedik ve kesinlikle tavsiye ediyoruz.

Saç diplerinizi pudralayın
Saçınız yağlı bir görünüme sahipse, geniş uçlu bir makyaj fırçasını mineral bir pudranın içine batırın. Fırçanın ucunda kalan fazlalığı azaltmak için sapına elinizle hafifçe vurduktan sonra pudrayı saç diplerinize uygulayın.Uyguladığınız pudra fazla yağı emerek saç tutamlarınız arasına karışacak. İnanın, kimse duş almaya vaktiniz olmadığını anlayamayacak.

Tutamlarınıza parfüm sıkın
Saçlarınıza az bir miktar parfüm sıkın. Büyük uçlu bir fırça yardımıyla saç diplerinizden başlayarak uçlarına kadar tarayıp kokuyu dağıtın. Tüm gün muhteşem kokacaksınız.
Uçuşan tellerinizi yatıştırın
Saç spreyini uyguladıktan sonra, kutusunu yatay şekilde tutarak saçınızın üzerine baskı uygulayın. Yuvarlak formdaki sprey kutusu basınızın kavisli formuna uyum sağlayarak spreyi saçınıza hapsedecek ve elektriklenmeyi engelleyecek.
Fırçanıza saç spreyi uygulayın
Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını koruyacak.

Akan makyajınızı düzeltin
Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin.
İnatçı rujlara makyaj temizleyicisi
Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmaya çalışmayın. Ruj ağzınızın çevresine dağılarak kötü bir görüntüye sebep olabilir. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kâğıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olacaktır.

Tırnağınızı yapıştırın
Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla japon yapıştırıcısını kırıldığı yere damlatın. Üzerine en sevdiğiniz ojeden yoğun bir tabaka sürün. Kırık çizgiyi gizlemek için kırmızı, bordo veya mercan gibi ışık geçirmeyen mat renkleri tercih etmelisiniz.
Bitki yağından yararlanın
Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytantırnağına dönüşmemesi için, bu bölgelere bir miktar kayısı yağı damlatın.

Kaşlarınız göz kremiyle kontrol altında
Yoğun bir göz kremini kaşlarınıza uygulayarak onları da nemlendirmeniz mümkün. Ayrıca kepeğe benzeyen o beyaz zerreciklerden de kurtulmuş olacaksınız.
Kaşlarınızı diş fırçasıyla tarayın
Kullanılmamış nemli bir diş veya kaş fırçasının üzerine saç spreyi sıkarak kaşlarınızı rahatça düzleştirip şekle sokabilirsiniz.

Kuru bölgelerinize pişik kremi sürün
Çatlak dirsek ve ayak topuklarınızı yumuşatmak için bu bölgelere yoğun bir tabaka halinde pişik kremi uygulayın.
Nemlendiricinize bebek yağı katın
Parlak ama çok yağlı görünmeyen bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebek yağı ekleyin.
Uçuğunuzu kremle yatıştırın
Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğiniz anda üzerine bir miktar yoğun formüllü nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önlemiş olursunuz.

Sabunu susuz kullanın
Kullanmaya kıyamadığınız sabunlarınızı iç çamaşır çekmecenize veya tişörtlerinizin durduğu rafa koyarsanız, bunları giydiğinizde harika kokarsınız.
Kızarıklığınızı giderin
Spordan sonra oluşan kızarıklığınız saatlerce sürüyorsa, spor salonundan çıkmadan önce antihistaminik etkili bir ilaç kullanabilirsiniz. Öncesinde mutlaka doktorunuza danışın.

Sivilce üzerine diş macunu sürün

Sadece bir bezelye büyüklüğünde uygulayın. Diş macunu sivilcenin yağını emerek daha fazla büyümesini engeller. 15 dakika sonra yüzünüzü yıkayın.
Koltuk altınıza peeling
Eğer koltuk altlarınız kuruyor ve pul pul dökülüyorsa narin bir vücut peeling’i ile bu bölgeyi yumuşatabilirsiniz. Böylelikle yaz aylarında kolsuz giysilerinizi gönül rahatlığıyla giyebilirsiniz.

Göz kaleminizi dondurun
Göz kaleminizin ucu uygulama sırasında dağılıyorsa, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sert olduğunu ve cildinizde rahatça hareket ettiğini hissedeceksiniz.
Sirkeyle parlayın
Bir ölçek sirkeyi dört ölçek sodayla karıştırın ve saçınızı bu karışımla ıslatın. 15 dakika boyunca saçınızda kalmasına özen gösterin. Böylece istediğiniz parlaklığa kavuşabileceksiniz.

Kirpik kıvırıcınızı ısıtın
Kirpikleriniz dümdüzse, metal kirpik kıvırıcınızı birkaç dakikalığına fönle ısıtın. Böylelikle kirpikleriniz daha kolay şekil alacak. Ayrıca suya dayanıklı bir maskara uygulayın. Diğer maskaralardan daha hızlı kuruduğu için kirpiklerin kıvrımını daha etkili bir şekilde belli edecektir.
Kirpiklerinizi yumuşatın
Gözlerinize makyaj yapmadan ilgi çekmek için, kirpiklerinizin ucuna birkaç damla vazelin uygulayıp tarayın. Böylece seksi ve parlak bakışlara sahip olacaksınız.

El kreminizi otobronzan ile harmanlayın
Solaryuma gitmeyi tercih etmiyorsanız birkaç damla bronzlaştırıcı kremi el kreminizle karıştırın ve bu karışımı bacaklarınıza sürün. Böylelikle hafta sonu tatile gitmişsiniz imajını rahatlıkla yaratabilirsiniz.
Vücudunuzu avokado ile yumuşatın
Taze bir avokado satın alın. Çekirdeğini çıkartıp kabuklarını soyun ve meyveyi tüm vücudunuzda gezdirin. Bu işleme 20 dakika boyunca devam ettikten sonra duşa girin. Avokado meyvesi doğal bir nemlendirici olduğu için cildinizin ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.

Lekelerin üzerine çay torbası
Eğer cildiniz bir sebepten ötürü tahriş olmuş ve şişmişse, demli ama soğuk bir poşet yeşil çayı cildinizin üzerine yerleştirin. İki üç dakika kadar tutun. Yeşil çayın içeriğindeki antioksidanlar kızarıklığı dindirecektir.
Nasırlarınızı vazelin ile iyileştirin
Yatmadan önce nasırlarınıza vazelin uygulayın. Ardından çoraplarınızı giyin ve yatın. Sertleşmiş nasırlarınızı, vazelin gece boyunca yumuşatacak.

Bacaklarınızı saç kremiyle tıraş edin
Tıraş köpüğünüz bittiyse onun yerine saç kremi kullanabilirsiniz. Bu krem, tüylerinizi yumuşatarak tıraşı kolaylaştıracak ve bacaklarınızı da ipeksi bir yumuşaklığa kavuşturacak.
Cildinizi kabartma tozuyla parlatın
Uyguladığınız bir otobronzan sonrasında cildinizde çizgiler meydana geldiyse, banyo lifinin üzerine koyacağınız bir miktar kabartma tozu ile cildinizi ovarak bu çizgilerden kurtulabilirsiniz.

Vücut kreminizi kişiselleştirin Parfümlü vücut ürünlerine tonlarca para ödemek yerine kendi kreminizi kendiniz yapabilirsiniz. Kokusuz bir kreme damlatacağınız birkaç damla parfüm ile saatlerce istediğiniz gibi kokmanın keyfine varın.
Buklelerinizi doğal kurutun
Islak saçlarınızın, fön kullanmadan doğal yollarla kurumasını bekleyin. Böylelikle, bukleleriniz daha yuvarlak ve doğal duracak.

Dişlerinizi ağız gargarası ile fırçalayın Eve geç geldiğiniz gecelerde kendinizi dişlerinizi temizleyemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız, ağzınızı bir gargara ile çalkalayın. Ardından kuru diş fırçanızla diş etlerinizin dişlerinizle buluştuğu noktaları hafifçe fırçalayın.
Narin cildinizi tuvalet kâğıdı ile kurulayın
Yüzünüzü, tahriş eden bir havluyla kurulamak yerine, kâğıt havluyla hafif hafif dokundurarak ıslaklığını alın. Kâğıt havlu narin cildinize çok yumuşak bir his verecek.

Yumurta beyazından maske uygulayın Yorgun düşmüş cildinizi, cilt bakımına gitmek yerine evde uygulanan metotlarla da canlandırmanız mümkün. Kırdığınız bir yumurtanın sarısı ile beyazını ayırın. Ayırdığınız beyazı cildinize maske şeklinde yayın. Yumurtadaki proteinler cildinizin nemini geri kazanmasını sağlayarak onu iyileştirecektir. Beş dakika sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

10

Adet Öncesi Gerginlik

10 Eki 2008, 14:41 | sevinc | henüz yorum yok

PREMENSTRUEL SENDROM

(ADET ÖNCESİ GERGİNLİK BELİRTİLERİ)

Premenstruel sendrom (PMS) kadınlarda adet kanaması öncesi dönemde başlayan ruhsal veya fiziksel bazı belirtiler topluluğunu ifade eden bir terimdir. Bu belirtiler genellikle adet kanamasının başlamasına bir hafta ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte birkaç günde kaybolurlar.

Kadın doğası oldukça karmaşıktır. Kadının doğasını daha iyi anlayabilmek için PMS’nin ne olduğu toplumun her bireyi tarafından bilinmelidir. Özellikle işverenlerin ve eşlerin iletişimde oldukları kadınla ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için bu konu hakkında mutlaka bilgi sahibi olmaları gerekir.

PMS Ne Sıklıkta Görülür?

Aslında her kadında adet öncesi dönemde bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin amacı kadının adet olacağından haberdar edilmesi ve böylece hazırlıksız yakalanmasının engellenmesidir. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, %5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hisseder.

Bu aşamada premenstruel belirtiler ile premenstruel sendrom arasındaki ayrımı yapmak önemlidir:

Premenstruel belirtiler kadınların önemli bir kısmında görülürlerken PMS, kadının yaşantısını derinden etkileyen sosyal bir durum olarak kabul edilebilir: Amerika’da yapılan bir istatistiksel çalışma bu ülkede kadınların adet öncesi dönemlerinde daha fazla suç işlediklerini ortaya koymaktadır. Aynı raporda tıbbi veya psikiyatrik bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan, intihara teşebbüs eden kadınların, çocuklarını normalde önemsenmeyecek ufak bazı şikayetler nedeniyle doktora götüren kadınların önemli bir kısmının adet öncesine yakın günlerde oldukları görülmektedir.

PMS Kimlerde Görülür?

PMS, ergenlik çağından önce ve menopoz çağında çok ender görülür ve bir üreme çağı sorunudur. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda gözlenir. Ailevi bir eğilim sözkonusu olmasına karşın, sosyal sınıf ve ırksal farklılıklar göstermez. Doğum kontrol hapı kullananlarda belirtiler şiddetlenebilir.

PMS Neden Olur?

PMS’nin nedeni tam olarak belli değildir. Mineral yetersizliği (magnezyum, çinko), vitamin yetersizliği (A, B vitaminleri), hormonal dengesizlik (progesteron hormonu yetersizliği), vücutta aşırı sıvı tutulumu, prostaglandin ve nörotransmitter adı verilen kimyasal maddelerin dengesizliği ve psikosomatik nedenler belirtilerin ortaya çıkmasında muhtemelen etkin roller üstlenmektedirler.

PMS’nin Belirtileri Nelerdir?

PMS en ağır şekliyle ortaya çıktığında tüm vücut sistemlerini etkileyebilir ve bu durumda her organa ait belirtiler meydana gelebilir. PMS belirtileri hafif adet öncesi belirtileri şeklinde olabilir, doktora başvuracak kadar, ancak dayanılabilir şiddette olabilir veya iş kaybına, sosyal ilişkilerde sorunlara, kişide depresyona yol açacak kadar şiddetli olabilir.

PMS’nin ruhsal belirtileri ruhsal çökkünlük, yorgunluk hissi, aşırı uyuma eğilimi, çevreye ilginin azalması, duygu durumunda dalgalanmalar, sinirlilik, gerginlik, hassaslaşma, alınganlık gösterme, ağlama eğilimi şeklinde olabilir.

Memelerin dolgunlaşması, büyümesi ve ileri derecede hassaslaşması şeklinde meme belirtileri olabilir.

Vücutta ödemlere (şişmeler), kısa zamanda kilo alımına, karında şişkinliğe ve elbiselerin dar gelmesine yol açabilecek kadar şiddetli sıvı tutulumu ortaya çıkabilir.

Başağrısı, bulantı-kusma, kabızlık, ishal, iştah artışı, aşırı susama, alkole tahammülsüzlük, cinsel istek artışı, akne (sivilce) ortaya çıkması diğer sık gözlenen belirtilerdir.

PMS Tanısı Nasıl Konur?

Adet öncesi dönemde bazı belirtilerle başvuran her kadına PMS tanısı koymak, kadının gereksiz yere bazı tedavilere ve bunların yan etkilerine maruz kalması anlamına geleceğinden ancak belli bazı kriterleri taşıyanlara PMS tanısı konur.

PMS tanısı koymak için aşağıdakilerin mutlaka varolması gerekir:

1-Belirtiler düzenli olarak ortaya çıkmalı ve kaybolmalıdır: adet döngüsünün ikinci yarısında ortaya çıkan belirtilerin şiddeti giderek artmalıdır.

2-Adet görüldükten sonra belirtiler üç gün içinde kaybolmalıdır.

3-Her adet döngüsünde en az 10 gün süren belirtisiz bir dönem varolmalıdır.

4-Belirtiler arka arkaya en az üç adet döngüsünde görülmüş olmalıdır.

5-Belirtiler iş yaşamı, sosyal yaşamı ve kişisel ruhsal dengeyi etkileyecek kadar şiddetli olmalıdır.

Kadınlar PMS tanısını genellikle kendi kendilerine koyarak doktora başvururlar. Ancak yapılan tıbbi değerlendirmede sıklıkla altta yatan sorunun gerçekte adet öncesi dönemde yaşanan belirtilere kişinin aşırı hassasiyet göstermesinin söz konusu olduğu saptanabilir.

Tanının doğru konabilmesi ve tedavinin doğru bir şekilde verilebilmesi için komple bir jinekolojik sorgulama ve muayene yapılır ve bazı destekleyici laboratuvar tetkikleriyle tanı desteklenir.

PMS Nasıl Tedavi Edilir?

PMS nedeniyle günlük işlerini yapamayacak duruma gelinmesi, sosyal ilişkilerde problemler ortaya çıkması, intihar girişimi, saldırganlık eğilimi gibi psikiyatrik belirtilerin ortaya çıkması PMS’nin en ağır şekli olarak kabul edilir ve tedavi genellikle Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından uygulanır.

İlaçla Tedavi Yöntemleri:

Çoğu durumda PMS belirtileri yukarıdaki kadar şiddetli değildir ve özellikle bedensel belirtilerin hakim olduğu durumlarda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı takibinde uygulanan tedavi yöntemleriyle PMS belirtileri dayanılabilecek hale getirilebilir.

Doğum kontrol hapları:

Bu ilaçlar özellikle beraberinde adet düzensizliği ve adet sancısı olan kadınlarda faydalıdır. Ancak bazı kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımı PMS’nin ruhsal belirtilerini şiddetlendirebilmektedir.

Ağrı kesici-iltihap giderici ilaçlar:

Belirtiler başlar başlamaz düzenli olarak alındığında ve adet kanamasının üçüncü gününe kadar kullanıldığında bu ilaçlar özellikle PMS belirtileri ile beraber adet sancısı gibi ek belirtileri olan kadınlarda faydalı olabilmektedir.

GnRH analogları:

Bu özel hormon ilaçları yumurtalıkların işlevlerini geçici olarak devre dışı bırakarak östrojen ve progestron hormonu salgısını menopozda olan bir kadındaki seviyelere düşüren ilaçlardır. Dikkatli bir değerlendirme sonrası mutlaka doktor kontrolünde kullanılmaları gerekir. Uzun süre kullanıldıklarında kemik erimesi gibi ciddi sonuçlar doğurabileceklerinden tedavi süresi uzayacaksa beraberinde östrojen hormonu takviyesi yapılır.

Rahimin alınması:

PMS’de tüm yöntemler başarısız kaldığında yumurtalıklarla beraber rahimin ameliyatla çıkarılması şeklinde uygulanan ve en son tercih edilen yöntemdir. Günümüzde etkili ilaçların varlığı sayesinde giderek az uygulanan bir tedavi biçimi haline gelmiştir.

Ödem (şişme) Belirtisinin Ön Planda Olması Durumunda Uygulanacak Tedavi:

Ödem tedavisinde bazı idrar söktürücü ilaçlar fayda verebilmekle beraber, bu ilaçların uzun süre kullanılması ciddi bazı yan etkilerin oluşmasına neden olabilmektedir.

Meme Hassasiyeti Ön Planda Olması Durumunda Uygulanacak Tedavi:

Meme hassasiyeti ön planda olduğunda bu hassasiyetin fibrokistik hastalık gibi diğer meme hassasiyetine neden olabilecek durumlardan ayrımının yapılması çok önemlidir. PMS’ye bağlı meme hassasiyetinin giderilmesinde memeleri alttan iyi destekleyen bir sütyenin gece gündüz kullanılması, kafein alımının kısıtlanması, sigara içilmemesi çoğu kadın için yeterli olmaktadır. Yağ tüketiminin azaltılması, doktor önerisine göre idrar söktürücü ilaçların ve A, B, E grubu vitaminlerin kullanılması bazı kadınlarda oldukça iyi sonuç verebilmektedir.

Ruhsal Belirtilerin Ön Planda Olması Durumunda Uygulanan Tedavi:

Ruhsal belirtiler basit duygusal dalgalanmalar şeklinde olabileceği gibi, ağır depresyon şeklinde de ortaya çıkabilir. Tedavide antidepresan ilaçlar ve gerekli durumlarda psikiyatrik değerlendirme sonucuna göre daha farklı ilaçlar kullanılabilir.

Belirtileri hafif veya orta şiddette olan kadınlar ilaç kullanmadan, aldıkları çeşitli önlemlerle belirtileri hafifletebilirler:

Durum hakkında bilgi sahibi olunması:

PMS belirtileri olan bir kadın “aklını kaçırmadığını” bilmelidir. Belirtilerin giderek kötüleşmeyeceğini, aksine yaş ilerledikçe azalacağını, olayın hormonlara karşı dokuların bir tür hassas bir cevabı olduğunu, birçok kadında bu belirtilerin olduğunu ve belirtilerin tedavi edilebileceğini bilmek çoğu kadında belirtilerin daha hafif hissedilmesi için yeterlidir.

Gıdalar:

Kafein (kahve, çay, çikolata, kola ve bazı ağrı kesicilerde bulunur) başağrısı ve meme hassasiyeti gibi PMS belirtileri şiddetlendirmektedir. Kafein alımının özellikle belirtilerin olduğu dönemlerde kısıtlanması belirtilerin şiddetini azaltmada oldukça etkili olabilir.

PMS belirtileri olan kadınlar özellikle adet döngüsünün ikinci yarısında (yumurtlama sonrasında) alkole karşı aşırı duyarlılık geliştirirler ve bu dönemde alkol alınması PMS belirtilerinin daha şiddetli hissedilmesine neden olabilir.

Sigarada bulunan madde olan nikotin vücutta su tutan hormonların salgısını uyardığı için sigara azaltılmalı, en iyisi tümüyle bırakılmalıdır.

Egzersiz:

Düzenli egzersiz yapılması PMS belirtilerini hafifletmede etkili bulunmuştur. Bu durum muhtemelen egzersizin beyin endorfin seviyesini artırıcı özelliğine bağlıdır. Endorfin vücudun salgıladığı bir morfin türevidir ve “mutluluk hormonu” olarak da bilinir. Bu maddenin rahatlatıcı, gevşetici özellikleri vardır. Haftada en az üç kez yirmişer dakikalık egzersiz uygulanması ve bu uygulamanın düzenli olarak sürdürülmesi PMS belirtilerinin hafifletilmesinde mutlaka fayda verecektir.

Yaşamsal stresin azaltılması:

Gevşeme teknikleri (meditasyon gibi) ve yoga uygulamalarının faydalı olduğu PMS belirtileri yaşayan kadınlar tarafından sıklıkla belirtilmektedir.

Yaşamdan stresi uzaklaştırmak için bilinçli ve istekli olunması ve bu yönde adımlar atılması son derece önemlidir. Bu konuda yardım almak için bir uzmana başvurmak bu konuda atılacak ilk adımdır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

10

Gebelik İçin Risk Faktörleri

10 Eki 2008, 14:37 | sevinc | henüz yorum yok

Gebelik için risk faktörleri Gebeliğe ait özel sorunlar için risk faktörleri Gebelikle ilgili sorunlarda belirlenmiş risk faktörleri:
Erken doğum : 16 yaşın altı ve 35 yaşın üzerindeki gebelikler
Düşük sosyoekonomik düzey
Anne adayının ağırlığının 50 kg ın altında olması
Kötü Beslenme
Önceki gebeliklerde erken doğum
Servikal Yetmezlik
Uterusta yapısal anomalilerin bulunması
Sigara
İlaç ve alkol bağımlılığı
İdrar yolu enfeksiyonu
Çoğul gebelik
Anemi (Kansızlık)
Erken membran ruptürü
Enfeksiyon
Polihidramnios : Diabetes Mellitus
Çoğul gebelikler
Fetal anomaliler
ABO veya Rh Uyuşmazlığı

Rahimiçi gelişme geriliği : Çoğul gebelik
Kötü beslenme
Annede siyanozla seyreden kalp hastalığı bulunması
Kronik hipertansiyon ve Preeklampsi
Gebelikte tekrarlayan kanamalar
Sigara
Komplike olmuş (damar tutulumu ) şeker hastalığı
Doğumsal anomaliler
Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
Gebelik şekeri(Gestasyonel diabet):Önceden yüksek doğum ağırlıklı bebek doğurmak
Ölü doğum yapmış olmak
Ailede diabet öyküsü
Hipertansiyon
Sık idrar yolu ve genital enfeksiyon öyküsü
Çoğul gebelik
30 yaşın üzerinde olmak
Preeklampsi için risk faktörleri:Gebelik öncesi hipertansiyon
Çoğul gebelikler
Anne yaşının 20nin altında veya 40 ın üzerinde olması
Obesite
Önceki gebeliklerde preeklapsi
Böbrek fonksiyonlarında daha önceden bozukluk olması
Şeker hastalığı
Plasentanın önde gelmesi için risk faktörleri: Uterusa ait myomlar
Geçirilmiş kürtaj ve rahimiçi müdahaleler
Artmış gebelik sayısı
Plasenta dekolmanı için risk faktörleri: Hipertansiyon
İleri anne yaşı
Artmış doğum sayısı
Çoğul gebelikler
Amniotik sıvının normalden fazla olması

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cum

10

Gebelik

10 Eki 2008, 14:35 | sevinc | henüz yorum yok

Gebelik oluşumu Mucizenin başlangıcı Kadın organizmasının ergenlik çağından itibaretn her ay yeni bir gebeliğe hazırlandığını daha önce belirtmiştik. Adet döngüsünün ilk günü adet kanamasının başladığı gündür. Size ‘Son adet tarihiniz nedir?’ diye sorulduğunda her zaman son adet kanamasının ilk gününün kastedildiğinden emin olabilirsiniz. Bu döngü bir sonraki adet kanamasının ilk gününe dek sürer. Genel olarak 28 gün olarak kabul edilse de 21 ila 35 gün arası normal kabul edilir.
Bu süre içinde gebe kalınabilecek dönem aslında hiç te uzun değildir. Adet döngüsünün ilk bölümünde yumurtalıkta bir grup yumurta hücresi olgunlaşmaya başlar.Hipofiz bezinden salgılanan hormonlarla ( FSH ve LH) yumurtalık kökenli hormon ve diğer pek çok biokimyasal mekanizmanın içine girdiği bu süreçte folikül adı verilen ufak kesecikler içinde gelişen bu olayı gözle izlemek mümkün olmasa da folikülün büyümesi vajinal ultrasonografi ile izlenebilir.
28 günlük bir adet döngüsünde ortalama 14 günde folikül duvarı çatlar ve yumurta hücresi (oosit) serbest kalır. Yumurtlama (ovulasyon) olayı budur. Serbest kalan yumurta hücresi Fallop tüpünün uç kısmındaki parmaksı çıkıntılar tarafından yakalanır ve ‘ampulla’ adı verilen tübün kısmen geniş kısmına alınır.
Serbest kalan yumurta hücresinin ortalama ömrü 24 saat kadardır.bu süre içinde döllenme gerçekleşmezse yumurta hücresi karın boşluğunda parçalanarak kaybolur. Bu konudaki yanlış inanış adet kanaması ile döllenmemiş yumurta hücresinin dışarı atıldığıdır.Adet kanaması yeni oluşan bir gebeliğin yerleşmesi için hazırlanan rahim iç zarının gebeliğin gerçekleşmemesinin ardından dökülmesidir .Oositle herhangi bir ilgisi yoktur.
Yumurta hücresinin tubaya geçmesinden sonra geride kalan folikülün yapısında önemli değişiklikler ortaya çıkar.Luteinizasyon adı verilen bu gelişmeyle içindeki yumurta hücresini kaybetmiş olan folikül ‘corpus luteum’ adı verilen yapıya dönüşür ve gebelik için hayati önem taşıyan progesteron hormonunu salgılamaya başlar.Progesteron etkisiyle rahim iç zarı embriyonun yerleşmesi için uygun hale gelir
Yumurta hücresinin ömrü kısa olmasına karşın bu dönemde gebe kalmayı kolaylaştırmak amacıyla genital sistemde belirgin değişiklikler oluşur.Öncelikle rahim ağzında bulunan mukus (sümüksü akıntı) belirgin şekilde farklılaşır. Mukusun daha akışkan ve berrak hal almasıyla spermlerin hareket etmesi ve rahim ağzını aşarak yumurta hücresinin bulunduğu bölgeye doğru seyahati kolaylaşır. Aynı zamanda hormonlardaki değişmeler (testosteron düzeyindeki artış) nedeniyle libido artar. Tüm bu değişiklikler gebeliğin olumasını kolaylaştırır.Genelde pek çok sperm hücresi yumurta hücresine ulaşsa da yalnızca tek bir tanesi ‘zona pellucida’ yı geçerek yumurta hücresine girebilir. Olaya döllenme (fekondasyon) adı verilir .Bu aşamadan sonra oluşan bir reaksiyonla diğer spermlerin yumurta hücresine girişi engellenir.

Fallop tüpünün ampulla kısmında gerçekleşen bu olaydan sonra yumurta hücresi artık ‘embriyo’ adını alır .Ampulla bölgesinde 48-72 saat kadar bekleyen embriyo bundan sonra ve tüp içinde rahime doğru yaklaşık

5 gün sürecek yolculuğuna başlar. Bu yolculuk sırasında embriyonun gelişimi de devam eder.

Bu yolculuk devam ederken rahim de embriyonun yerleşmesi için gerekli hazırlıklar yapılır.Endometrium corpus luteum tarafından salgılanan progesteron hormonunun etkisiyle kendisine yaklaşmakta olan embriyo için hazırlanır. Progesteron hormonu endometriumun ’sekresyon’ evresine girmesini sağlar .Bu embriyonunrahime yerleşmesi ve gebeliğin devam ettirilebilmesi için gereklidir.Gebeliğin ilk 10 haftasında gerekli progesteron hormonu corpus luteum tarafından salgılanırken bu haftadan sonra plasenta gerekli progesteronu kendisi sentez eder

Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 700×410 ve 49KB ) Buraya Tıklayın

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,